Dean

Meksika sadece baskı altında olduğu için kötü bir yer değil, Meksika zaten kötü bir yer. Erketeye yatmış çöl hayvanlarını göremiyor musunuz? kurbağalar, boynuzlu ve basit, insan beyninin yarıklarını andıran yılanlar, durarak, bekleyerek, aptal bir Meksika ayının altında aptal. timsahlar, böcekler, kumun üstünde yatan beyaz tişörtlü adamı gözleyerek.

Devinimini buldu Neal(Yolda'da ki Dean olur), kimseye zararı dokunmadı. genç ve bıçkın kodes çocuğu ölüme yattı Meksika raylarında.

Onu tanıdığım o gece,"Kerouac bütün öbür bölümlerini yazdı. ben senin son bölümünü yazdım bile." demiştim.
"güzel" demişti, "yaz".
İşte.

Bukowski, Neal Leon Cassady ile tanışma hikayesinin sonunu böyle bitirince sadece kitabı kapatıp otobüsün camından dışarıyı seyredebildim. Düşünemedim. Sadece baktım. Cama yansıyan yolcu kafaları, anlamsız bir karanlık; içinde kaybolduğun bir bataklık. İşte demesiyle Dean'i hissettim. Tüylerim diken diken hepsi ayrı ayrı Dean olma hayaliyle. Biliyorum ki sadece Kerouac olabilirim. Sikilmiş bir hayatta sikilmiş bir işten çıkıp eve gitmeye çalışan biri onu bile olamaz!

Dean bile kendini öldürmüş. İntihar gibi bir ışık olmasa boktan hayatlarımız sonu karanlık bir yol. O ışığın desteğiyle boka biraz daha batarak yaşayabiliyoruz. Belkide sırf bu yüzden neye battığımızı bilmiyoruz.