Ana içeriğe atla

Ölmek Çare Değil

Şimdi neden Simay'a tam olarak güvenemediğini anlıyorum. İçinde bir yerlerde seni denediğini hissediyorsun. Hissetmesende kıllanıyorsun. Öfkeni açığa çıkarmalarına izin verme. 'Sahip oldukların sana sahip olmasın.'

Bu dünyaya bir şey katmak için çok erken. Önümüzde engeller var. Bu engeller bizim çabalamamızla değil kendiliğinden ortadan kalkacak. Okuldur vs. dir demiyorum, zira en özel okul bizlerin hayatıdır. Beklemek gerekir bir süre. Sonrası? Mutluluk.

İnsanız işte ırzını sikeyim, şu dünyadan gitmemek için bir sürü sebebimiz var. Aşk ve şehvet var en başta. Güzel bir kadın düşün. Öpüşüyorsun. Sevişiyorsun. Ve Tanrı seni izliyor. Kıskanır bizleri sonsuz hayatında bir kere bile güzel kadının yumuşak bedenini hissedemediği için. Belki de bu yüzdendir aşkların erken bitişi. Belkide bundandır kutsal denilen kitaplarda en insani haklarımızın yasaklanışı.

Ölmek çare değil işte. En güzel seviş ve sevişmeleri yaşamadan nereye gidiyorsun lan. Daha kutsallıkların ırzına geçip, dünyaya kazık atıcaz. Birilerinin bilmesine gerek yok, üstadın dediği gibi ' ben mükemmel insanı yaratan insanım ve gerisinin hiçbir önemi yok.'
Uzaklaş bunlardan da diyebilirdim ama demiyorum. Yine üstadın dediği gibi:
+ Gidelim buralardan..
- Nereye?
+ Bunların olmadığı bir yerlere
- Ama onlar her yerdeler

SexandWine

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Liberal Anarşizm

Anarşistler kaos arzular ama kaos geldiğinde kendilerini korumak için çelik kapıları vardır. Dünyadaki sistemler hepsinin hatalar var. Bunu yorganımın altından yazı yazarken bile anlayabiliyorken 1890da toplanan beyinleriniz neredeydi. Yeni bir sistem fikri gerekli Dünyaya. Belki hiç düşünülmemiş. Belki düşünülenin rutujlusu. Frank Harris'in Bombası aslında bunu denedi. Liberal Anarşizm! Ne kadar saçma görünse de ismi ortaya atılmış en düzgün sistemlerde biriydi ama sistemleştirilemedi. Belki bir gün Liberal Anarşizm diye bir kitabımı satın alırsın.

Şu an S gözümde demir kapılar kuşanmış anarşistten farksız. Asıl anarşistler yüzünü göremediklerimizdir. Christopher McCandless ile konuşuyor olsak sıkılıp yanımızdan gidebilirdi, minibüsüne doğru. Zaten sıkıldığı için gitmemiş miydi en başta minibüsüne doğru? Bu adam dışında sıkıldım diyerek birinin yanından giden ya çocuktur ya da depresyondadır ama daha çok çocuktur.

Anormal olan kim? Biz miyiz yoksa çevremizde ki insanlar mı? Tekra…

Canım Sıkılıyor

Günlerdir bir şeyler yazıyorum. Yine de düşüncelerime yetişemiyorum. Canım sıkılıyor. 3 gündür kullandığım kalemim ve ben. Birlikte yapayalnızız.
Dün Eternal Sunshine diye bir film izledim. Jim Carrey ve Kate Winslet başrolde. İki aşığın birbirlerini hafızalarından sildirmelerini anlatıyordu. Yine de kopamadılar. Birbirlerini akıllarından silmeleri, kalplerinden silmelerine yetmedi. Bir ara bende keşke kitap okumaya başlamadığım yıllara gitsem diye düşündüm. Hayatı yanlış anladığım o güzel yıllara. Sonra vazgeçtim. Filmin son sahnesi gözümü yaşartmıştı.
Jim: Bekle, bekleee
Kate: Ne var, noldu?
Jim: Bilmiyorum, sadece bekle...
Bunun nesinden etkilendim bilmiyorum. Birkaç dakikalığına düşüncelerimden uzaklaştım diye heralde.

Ne zamandır içimde Sen diye hayali bir karakter var. Bunu kafamda mükemmel şekilde yaratıp kağıda dökmek istemiştim. Olmadı. Yapamadım. Hayalimdeki Sen beni anlatır diye korktum. Herkes kendinden pay çıkaracaktı yazılarımda. Bende, 'senden bahsetmiyorum, Sen…

Yeniliyorum

Yalnız başıma yürüyorum ışıklı kaldırımda. Omuzuma kadar sigara, mideme kadar şarap kokuyorum. Ben o soğukta duran; yalnızlaşıyorum, yaşlanıyorum. Her adımım da bir yaş daha yaşlanıyorum. Telefonumda bir numara arıyorum. Hadi gidiyoruz, al bütün paranı. Her adımımda biraz daha korkuyorum. Her adımımda biraz daha...

Nizamiyenin önünden geçerken asker yalpalayan ayaklarıma bakıyor. Alt dudağımı ısırıyorum. Neden yürüyorum bu yolda? Neden bu hayatı bu kadar boktan yaşıyorum? Bir adım daha yaklaşıyorum sona. Ağlasam hıçkıra hıçkıra rahatlarım belki. Ağlayamıyorum. Kesik kesik nefes alıyorum. Dizlerimi dövüyorum. Yalpalıyorum.

Korkumu yenmek için çaba harcıyorum. Sadece bir cümle kurabilmek için kendimi yiyorum: Hadi gidiyoruz. Tüm bu boktanlığın içinde kulaç atıyorum. Karanlık sokağın içinde hapishaname bir adım daha atıyorum. Işığı gizlemelerine izin veriyorum. Yeniliyorum. Her anahtarı çevirdiğimde tekrara yeniliyorum.